|
KO-LES-TE-ROL, Bu 4 hecelik sözcük
bundan çok değil, 20-25 sene önce halkımız arasında çok fazla
bilinen bir sözcük değildi. Şimdi ise üç beş kişi bir
araya geldiğinde veya genel sohbetlerde en çok adı geçen sözcük.
Yüksek tansiyon hastasıyım veya şeker hastasıyım derken bir de
kolesterolüm var diyenler maalesef çoğaldı.
Peki nedir bu kolesterol? Gerçekten
vücudumuz için çok zararlı bir madde mi? Eskiden de yok muydu?
Niye günümüzde bu kadar önemli bir rahatsızlıkmış gibi söz
ediliyor? Aslına bakacak olursak vücudumuzun her hücresinde bulunan
yaşamın devamı için gerekli bir yağ. Kolesterolsüz yaşam
olamaz. Ama bizim tehlikeli olarak sözünü ettiğimiz yüksek kolesterol
aslında. Dünya sağlık örgütü diyor ki Kolesterolünüz kanda
%200 mg ı aşmamalı. İyi kolesterol dediğimiz HDL ne
kadar yüksek olursa o kadar iyi. Örneğin %35 in altındaysa kötü.
%70-80 civarlarında veya daha yüksekse çok iyi. Kötü kolesterol
dediğimiz LDL ise ne kadar düşükse o kadar iyi. %130 un altında
olmalı mutlaka.
HDL , damarlarımız içindeki kolesterolü
elektrik süpürgesi gibi temizliyor ve götürüp karaciğerde parçalanmasını
sağlıyor. Bir nevi damarlarımızı yıkama görevi görüyor.
Bu durumda ne kadar yüksek olursa kandaki seviyesi o kadar faydalı.
LDL ise tam tersi ,karaciğerden aldığı kolesterolü damarlara taşıyor.
Yani oldukça zararlı. Kandaki seviyesi ne kadar düşükse o
kadar kalp damar sağlığımız iyi korunuyor demektir.
Neye bağlıdır peki kandaki kolesterol
düzeyi? Acaba diyetimize dikkat edersek kolesterol seviyemiz normal
seviyelerde seyreder mi? Bu sorulara yanıt vermeden önce hangi gıdaların
kolesterol ihtiva ettiğine bir bakalım. Bir defa kolesterol sentezleme
yeteneği sadece insan ve hayvan vücudunda var. Yani bitkiler kolesterol
yapamıyor. O yüzden yediğimiz hiçbir bitkisel gıdada kolesterol
yoktur. Tam tersi tüm hayvan orijinli gıdalar kolesterol
ihtiva ediyor . O nedenle kolesterolsüz besin maddeleri tüketmek istiyorsak
topraktan çıkan besinleri tercih etmeliyiz.
Kahvaltı soframızı şöyle
bir gözden geçirelim. Neler var? Zeytin , hellim,
reçel, sosis, salam, ekmek. Acaba hangileri kolesterol ihtiva
etmiyor. Basit bir mantık yürütecek olursak topraktan çıkanları
rahatlıkla yiyebileceğimizi söyleyebiliriz. Yani zeytin, reçel ve
ekmek kolesterol ihtiva etmezken, hellim, sosis ve salam hayvansal gıda
oldukları için kolesterol ihtiva ediyor. Hayvansal kaynaklı bazı
gıdalar ise kolesterol yönünden oldukça zengin. Beyin, sakatat,
ciğer, kırmızı et, kaymak yağı bunlardan bazıları. Balıkta
beyaz et olduğu için daha az kolesterol ihtiva ediyor ama çok severek
yediğimiz kalamar da yine kolesterolden zengin.
Peki acaba kandaki kolesterol yüksekliği
sırf beslenmeyle mi ilgili? Maalesef hayır. Hiç unutmuyorum,
vejeteryan ( hiç hayvansal gıda tüketmeyen) bir arkadaşımla bir
gün sohbet ederken hiç kolesterol tetkiki yaptırmadığını öğrendim.
Çünkü beslenme şeklinden ötürü kolesterolünün normal ve hatta
düşük olduğuna inanıyordu. Kendisini tetkik yaptırmaya ikna ettiğim
zaman çıkan sonuca ilk önce inanmak istemedi. Çünkü kolesterol
seviyesi %400 mg çıkmıştı. Yani çok yüksek bir değerdi. Tahlilin
yanlış yapıldığını belirterek bir ikinci laboratuara da tetkik
yaptırdı. Sonuç maalesef aynıydı. Daha sonra sohbetimizde babasının
henüz 30 lu yaşlarda ani kalp krizi geçirip öldüğünü anlattı.
Muhtemelen babasında da yüksek kolesterol vardı. Sigara da içtiği
için ve bir de erkeklerde kalp krizi geçirme sıklığı daha
yüksek olduğu için, yüksek kolesterolün de etkisiyle genç yaşta
kalp krizinden hayatını kaybetmişti. İşte bu tür kimselerin kolesterol
seviyesini düşürmek için mutlaka ilaç önermekteyiz. Kolesterol
ilaçlarını çoğu hastamız almaktan korkuyor. Karaciğerime dokunur
diye endişe duyuyor. Gerçekten karaciğer üzerine etkisi olan
ilaçlardır ama doktor kontrolünde alınan ilaçların zararı olmaz.
Çünkü biz rutin olarak karaciğer testlerini de istiyoruz. Karaciğer
fonksiyonları etkilenmişse ya ilacı durduruyor veya başka bir grup
ilaca geçiyoruz. Bu nedenle doktor kolesterol ilacı önermişse kesinlikle
almak gerekiyor.
Kolesterolü düşüren diğer
doğal bir yöntem ise egzersiz. Spor mutlaka hayatımızda yer almalı.
Her gün yürüyüş yapamasak bile haftada 3 gün 20 dakikalık yürüyüş
yeterlidir. Yüzme veya diğer vücut egzersizleri de yapılabilir.
Kısacası kendimizi sevelim ve
koruyalım. Yılda en az 2 kez doktor kontrolü, sağlıklı beslenme
ve egzersiz hayatımıza olumlu yönde katkı koyacak, kaliteli
bir yaşam sürmemize yardımcı olacaktır.
Sağlıklı günler dileğiyle,
Dr. Sibel Siber
|